‘Kızıl bakire’ filmi üzerine

Bu fotoğraf https://www.primevideo.com, sitesinden alınmıştır.

Bazen hayatta bazı konular üst üste gelir, görünürde öyle bir niyetin yoktur ama görünmeyen noktada sistem kendi arzuladığı şeyi bulabilir. Bu aralar yakın ilişkiler üzerine düşünüyorum, karşıma bir film daha çıktı. Instagram’dan takip ettiğim ‘perihançiragoz’ önermiş, kadın hakları üzerine vs. dönemin öncüsü bir kadının gerçek yaşam hikayesinden alınmış bir film. Filmi çok anlatmak istemiyorum sadece merkezinde olan ve benim ilgimi çeken bir iki şey söylemek istiyorum.

Filmde tek başına, bir erkeğin ‘gölgesi’ olmadan çocuk yetiştirmek isteyen, döneminin entelektüel anlamda ilerisinde olan bir kadının ‘ proje çocuğu’ ve  ona  ve onunla yaptıkları üzerine birçok şey var. Filmdeki çocuk annenin beklediğine karşılık bir sürü donanımla dünyaya geliyor ve bunun üstüne anne çocuğu doğduğu günden itibaren kendi ideallerine göre yetiştiriyor, bir noktaya kadar annenin bir uzantısı olan çocuk yetişkin yaşamına geçmeye çalıştığı noktada ipler kopuyor ve gerilim başlıyor. Gerilim çok uzun sürmeden anne tamamen çocuğunu ortadan kaldırıyor.

Filmi izlerken şunu gördüm ne kadar dahi de olsanız, döneminizin çok ötesinde de olsanız bireyleşme yolunda güçlü durup ayrışamayabilirsiniz. Bazen siz buna çaba gösterseniz de ebeveyn rolündeki kişi ipleri bırakmamak için her şeyi yapabilir.

Ya olur mu öyle şey ebeveynler çocuğunun hep iyiliğini ister diye düşünebiliriz, neyseki böyle olgunca seven ebeveynler çoğunlukta. Bir de kendinden başka gözü hiçbir şey görmeyenler var. Çocuğunu kendi hayatı için kullanan, kendi rahatı ve konforu için çocuğunu alet edenler. Çocuk doğası gereği bu kullanılmayı hemen anlayamayabilir anlasa bile konduramayabilir, kondursa bile harekete geçemeyebilir. Çoğu zaman bu tarz ilişkiler dışardan bakanlar tarafından hemen farkedilse de içindekiler tarafından farkedilemeyebilir.

Film bu anlamda anne- kız ilişkisi ekseninde çok güzel bir film. Kutsal olanın her zaman kutsal olmayabileceğini bir kez daha görüyoruz.

On altı yıl önce bir arkadaşımla sohbet ediyorduk, onun iki kızı vardı benim çocuğum yoktu. Merak ettim, ya anne olunca nasıl oluyor, insan değişiyor mu dedim. Gülerek dediki ya Gülbaharcım eşşek yine aynı eşşek. Güldük geçtik, şimdi benim de iki oğlum var, ben de bir anneyim, meslek yaşamımda da çokça anne ve çokça evlatla çalıştım. Arkadaş haklıymış 😁 Kişiliğimiz, ilişkilerimiz, dünyaya bakışımız, ne yapmak istediğimiz, çocuğumuzdan ne beklediğimiz, travmalarımız, doyurulmamış ihtiyaçlarımız… Ve daha aklınıza gelen ne varsa bunu annelik kavramının önüne koyup sıfat olarak kullanın derim. Nasıl bir anne olduğunuzu belirleyen çoğu zaman önüne koyduğumuz bu sıfatlar oluyor. Bazen eşşek eşşektir, yanlış yanlıştır, onun ‘ anne’ olması kutsal olması demek değildir.

Dönelim filme, filmde bir anne kişisinin ne kadar yıkıcı, yok edici olduğunu üzülerek izledim. Hayatın içinde çokça var bu tarz kişiler, belki elindeki silahla yapmıyor yok etmeyi ama diliyle, eleştirileriyle, hayatınıza müdahaleleriyle, sizin ihtiyaçlarınızı yok sayarak, kendini merkeze alarak, bütün ilgiyi kendine alarak yapıyorlar. Güçlenmek, sağlıklı sınırlar çizebilmek, kendi kendimize annelik yapabilmek niyetiyle, iyi seyirler izlemek isteyenlere…

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!