
Başımı kuma gömüp görmeyi istemediğim şeyler var hayatta. Temelinde ise korku. O şeyi gördüğümde ne yapacam, nasıl başederim korkusu.
Bu film de benim korkularımı içinde barındıran bir filmdi, izlemeyip hala o korkuları, o gerçekleri yok sayıp kendimi avutacak başka eğlenceli (!) şeylere mi baksam diye gidip geldim. Sonra yeter kaç yaşına geldin bak diyerek sırtımı sıvazladım.
Film başlı başına çok derin bir film. Gerçekle o kadar iç içe ki bazen bir film değil de birinin hayatını izliyorsunuz izlenimi veriyor. Konu hep hasır altı edilen bir konu. Transseksüel olan bir kişinin hayatının arka planı. O kişiden çok onun çevresini, geride kalan ailesinin iç yaşantılarını seriyor. Gürcistan ve Türkiye üzerinde yaşanıyor hikaye. Filmin girişinden çıkışına kadar seçilen müzikler çok anlamlı olmuş bazı şeyleri bir şarkı ile anlatmak bir cümle ile anlatmaktan daha derin olur. Bu filmde bu çokça vardı. Filmde geçen iki konuşma beni çok etkiledi. Birincisi teyzesinin yiğeninin yaşantısı hakkında yanındaki küçük yol arkadaşına , bu hayatı seçmek için mi geldin buralara sözüne diğer kişinin seçim mi, bunun neresi seçim, diyerek farklı yönelimi olan kişilerin hayatlarının bir seçimden çok öte olduğunu çok güzel ifade edişiydi. Diğeri ise teyzenin yiğeninin arkasından seni tek başına bıraktık, el alem ne der diyerek arkanda hiç durmadık, kısmı.
Demem o ki o kişilerin hayatları çok zor ve bunun üstüne onları tek başına bırakıp ötekilerle bir olup onları yargılamak çoğu zaman cezalandırmak zor olan hayatları daha da zorlaştırıyor. Dünyada cinsel kimliği ‘normal’ kabul edilen ancak etrafa o kadar çok zarar veren ve çoğu zaman gücü elinde tutan bu kişilerin çoğu zaman diğer normaller tarafından alkışlanması ve öte yandan elinde olmayan durumlardan dolayı ve kimseye bir zararı olmayan insanların bu taslanmaları olayın çok yanlış anlaşıldığını gösteriyor. Hiç kimse dili, dini, cinsel kimliği, rengi vs. farklı diye eziyet görmemeli. En büyük korkum o insanların zarar görmesi ve görüyorlar en çok da ben çok temizim, kimsenin hakkını yemem, çok doğru bir insanım diyenler tarafından. Dilerimki her insan şu kısacık yaşamda huzurlu bir yol yürüsün. Ve Neşet Ertaş’ın dediği gibi ‘Hep yolcuyuz böyle geldik gideriz, dünya senin vatanın mı yurdun mu!’
Gönlümüzün ve aklımızın iyi olanı, doğru olanı, temiz olanı görüp desteklemesi, koruması niyetiyle…
