Site icon Gülbahar MENEVŞE Blog

‘The middle’ dizisi üzerine

Bir diziye başladım, bitirdikten sonra yazmak istiyordum ama bitirebilir miyim bilemedim, kısa kısa bölümlerden oluşan çok bölümlü ve çok sezonlu bir yapım. Bana fazla geldiği için belki bir yerde durabilirim belki de bitiririm, bilmiyorum. İzlediğim kadarıyla bana yetti, çok hoşuma gitti. Hayatın içinden ve yok artık buna kadar düşünmüşler dedirten sahneler var. Bir aile ama öyle göz önündeki parlak ailelerden değil. Sıradan, her günleri bir savaş tadında. Sıradan, hayatın gerçek manada içinde yaşayan bir aile. Üç çocukları var, her biri ayrı bir dünya. İzlerken kendimden, kendi ailemden de çok şey buldum. Aileyle ilgili bir dizi izlenmek istenirse bence bu olmalı. Hem sıradan hem gerçek hem eğlenceli. Günlük yaşamda yaşadığımız birçok duyguyu çok güzel anlatıyor. Eskiden bir söz okumuştum, çocuk alanında çalışan bir uzmanın sözüydü bu, diyordu ki ‘ Eskiden çocuk yetiştirmesi hakkında altı teorim vardı, şimdi ise altı çocuğum var ama bir teorim yok.’ Sanırım böyle bir cümleydi. Anne, baba olmak bambaşka bir dünya. Bir konuda istediğiniz kadar bilginiz, deneyiminiz olsun aile olduğunuzda bunların hiçbiri sökemeyebiliyor. Şunu şöyle yapın demek kolay, çocuğuna şunu söyle yaptırmak ise çok zor. İmkansız değil ama zor. İşte film tam da bu noktalarda iyi geliyor, yalnız değiliz, dünyanın bir ucunda bile bu sorunlar yaşanıyormuş vs. Keyifli bir dizi ve gerçekten kendi sıradanlığımızın, zorluklarımızın aslında ne kadar gerçek ve yaygın olduğunu; ideal olarak gösterilenin ise ideal olarak kaldığı, gerçekle pek alakası olmadığını birkez daha hatırlatıyor. Sosyal medyada görüyoruz ya tertemiz ve kocaman bir ev;  en az 5 çocuk; anne kişisi inanılmaz sevecen, mutlu, bakımlı;  baba kişisi çok cool, zengin, anlayışlı vs. Herkes sevgi dolu ve çok uyumlu, annenin onlara hazırladığı o her çeşit beslenmeyi yiyen çocuklar; o kadar işin arasında anne kendi peynirini yapıyor, hamurunu yoğuruyor, dikiş dikiyor…. Bu dayatılanların gerçekle hiç alakası olmadığını bilirken zihnimmizin arka bahçelerinde lan acaba olabilir mi böyle mutlu hayatlar diye sorgulamadan edemiyoruz, ama yok öyle hayatlar. Var olanlar da hayat değil, yaratılan bir sahne. Gerçekten uzak. Son zamanlarda izlediğim ve kendi hayatımdan çokça şey bulup rahatladığım bir dizi. Belki birileri de izlemek ister, iyi seyirler…

Exit mobile version