
İnsan doğası gereği hareket halindedir, birşeyler bulur, birşeyler keşfeder. Hayal edebilme özelliğinden dolayı hareket de edebilir amaca yönelik. Bu hayaller her zaman olumlu olmak zorunda değildir, bazen negatif de olur. Geçmişi, olumsuz bir anıyı da sürekli hayal eder ve sonuç olarak hayaline uygun davranır. Hiçbirşey yapmadan kalması çok zordur, mutlaka birşeylere el atar. Bu bir yönden insanı yukarı taşıyan, kendi kabuğundan çıkmasını kolaylaştıran bir durumdur. Kişi aynı yerde kalamaz, yönelir , hareket eder, kendisi ve diğer insanlar için bazen güzel yollar açar. Dağların içine açılan tüneller gibi. Bir zamanlar birileri bunu hayal edip eyleme dökmemiş olsaydı bugün yolcukluklar çok zor olurdu.
Gelelim bu özelliğimiz farklı bir sekilde de çalışabilir, bu kez bunu kendi hayatımızda değil başkalarının hayatında kullanmaya çalışırız. Elimizde bir sopa misali kişileri, olayları, ‘ şeyleri’ değiştirmek isteriz. Bunu kendimize görev ediniriz. Halbuki böyle birşey ne uygun ne de mümkündür. Bir kişi başka bir kişinin hayatında öyle kolay söz sahibi olamaz, olmamalı da. Düşünün çocuğunuzu büyütüp emek veriyorsunuz, başta sizin yanınızdan ayrılmayıp gözünüzün içine bakarken zamanla o da kendi yolunu bulur. Yetişkin yaşamına doğru fikrinizi söylerken bile utana sıkıla söylersiniz. Ha ben çok rahatım, hiç utanmam, onu ben doğurdum, ben büyüttüm, benim dediğimi yapacak diyenler de çok fazla ama birşeyi istiyor olmak onu yapabileceğimiz anlamına gelmiyor.
Geçenlerde sosyal medyada birisi bir paylaşım yapmış, bilgi vermeye çalışıyor, biri altına şöyle bir yorum yazmış: ‘O benini sildir, ben de sildirdim, çok rahat edersin.’ Yorumları okumayı çok severim J Gönderi sahibi de, size bunu sorduğumu hatırlamıyorum, demiş. Gönderi sahibini izlerken beni belirgin ve dikkat çekiyor. Bunu izleyen birçok kişi farkediyordur; burdaki sorun birşeyi görüp fark etmekle; ona müdahale etmeyi kendine hak görmek. Hepimiz , gönderi sahibi olan kişi başta olmak üzere zaten bunun farkındadır, bize ne, sana ne . İşte burdaki asıl mesele bir diğerinin hayatı üzerinden kendini tatmin etmek, bilmiş bilmiş konuşmak. Çok biliyorsun, kendi hayatında ne yaptın diye sormak lazım. Kendi hayatında kendisi ve diğer insanlar için üreten insanların , başkasının hayatına karışmak, yorum yapmak, müdahaleyi hak görmek gibi davranışlar sergilediğini hiç görmedim. Öyle bir insanın zaten böyle bir şeye zamanı da olmaz. Bazen en yakınımızdakiler başta olmak üzere yapıyor bunu, yapan farkında değil, kendisine yapılan ise öfke duyuyor sınırlarına girildiği için. Oysaki diğerinin, yani bir diğer kişinin hayatında birşeyleri değiştirme ‘dürtüsü’ duyanların o isteklerini kendilerine çevrimeyi öğrenmesi gerekiyor. Tekrar diyorum, birşeyi beğenmeyebiliriz, dikkatimizi çekebilir, bize ters gelebilir vs. bunlar tamam ama bunları kendi içinde tutacaksın, sen rahatlıcaksın diye millletin bahçesine işeyemezsin kardeşim. İşerim diyorsan bedelini ödemeye de hazır olacaksın. O yüzden başkasını bırakın, gidin kendinizle uğraşın, hiçbirşey beceremiyorsanız kapınızın önünü süpürün. Bunu çoğu yazımda söylüyorum ama kapı süpürmek çok önemlidir. Önce fiziksel olarak kendi alanını temizlemeye başlarsın sonra ruhsal olarak. Basit bir eylem gibi görünse de çok derindir. Boş boş oturup , sosyal medya kaydırıp yorum yapmanın ne sana ne yorum yaptığına faydası olmuyor. Çok fazla boş insan çok fazla ses var, halbuki iyiliğimiz için sessizlik gerekiyor, derinlik gerekiyor…
İyi gelmesi ya da birilerini rahatsız etmesi niyetiyle, her ikisi de insanı bir yerlere götürür şuanki halinden…
