Site icon Gülbahar MENEVŞE Blog

Çocuklarda ölüm korkusu

Zor bir konu nasıl kolay anlatılır bir deneme yapacam. Adana’da bugün hava çok yağmurlu. Çocukluğum Adana’da geçti, her yağmurlu hava bana bu yazının konusunu hatırlatırdı. Annem biz okuldan geldiğimizde sobayı yakıp kek,  poğaça vs yapmışsa o hava çok güzel gelirdi ama akşam olup da karanlık çökünce yağmurla birlikte ıssızlık, kimsesizlik, belirsizlik gelirdi sürekli aklıma. Kötü hissederdim, kaygılarım olurdu. Hele de gök gürlediğinde. Her zaman güllük güneşlik olan gökyüzünün bu ani ve kontrolsüz değişimi çok etkilerdi beni. Büyüdüm, yaşım arttı ama yağmurlu havaların hissettirdiği duygular pek değişmedi. Birşeyleri çağrıştırmaya devam etti. Bugünkü havanın aklıma düşürdükleriyle biraz ölüm konusunu anlatmak istiyorum.

Uzun yıllar çocuklarla çalıştım, ilk zamanlar yaşça çok küçük çocukları da alıyorduk bulunduğumuz yerde çocuk gelişim uzmanı olmadığı için. 2/3/4… yaş gurubundan çocuklar . Bir çoğu ölümü bilmiyor, hiç şahit olmamış ama ondan korkuyorlardı. Aileleri şaşkın bir şekilde getiriyordu. Yakın çevrede görmedi, ekrandan görmedi ne oldu da bu çocuk ölümden korkuyor, sürekli siz ölecek misiniz diye soruyor, diyorlardı. Aslında varoluşçu bakış açısından insanın varoluşçu kaygılarından biri olarak görülüyor ölüm korkusu. Varolurken aslında yok olacağımızı birsekilde öğreniyoruz. Ama bu o kadar korkutucu ve belirsiz bir duygu ki bunu çoğu zaman yok sayıyoruz, kendimizi oyalıyoruz. Korkan sadece çocuk olmuyor yetişkin olarak hepimiz korkuyoruz. Yok ya altı üstü ölüp gidecez, ben hiç korkmuyorum diyen de olayı gerçek manada anlamadan yüzeysel bakmış oluyor. Ölüm hepimizi korkutur, belirsizlik, anlamsızlık. Söz konusu çocuklar olunca ebeveyn olarak daha da elimiz kolumuz bağlı kalır kendi korkunuz yetmiyor gibi korkan çocuğunuzu nasıl sakinleştireceğimizi bilemeyiz. Ölümden korkmak bir hastalık değil, geçip gitmesi gereken birşey değil. Bizimle hep varolan birşey. Sadece bizimle varolmaya devam ederken bizim de hayata devam edebilmemiz gerekir. Bunun için birkaç şey söylemek istiyorum. Özellikle son yıllarda doğal yaşamdan daha çok uzaklaştık, insan ilişkileri daha farklılaştı, derinden yüzeye doğru. Çok fazla insanla tanışıp çok az derin ilişkiler kurduk. Aynı şey çocukları daha da etkiledi. Ellerinde sürekli ekranlar ve her şeyi bir ekrandan görüyorlar. Duygudan duyguya geçiyorlar. Bu bir nevi oyalama işlevi görüyor ama elinden aldığınızda o geriye attığı bütün ağır duygular misli misli su yüzüne çıkıyor. O yüzden çocuklarda ekran süresini iyi takip etmek gerekiyor, neye bakıyor ne izliyor, niçin izliyor, hayatının sorumluluklarını yerine getiriyor mu, uyku uyuyor mu bunlara bakmak lazım. Çocukların sizlerden sonra uyulmaması gerekiyor, ben çocuklarımı benden sonraya bırakmıyorum bu durumdan çok rahatsız oluyorlar ama 18 e kadar niyetim böyle, kısmet olursa tabi. Sonra istesem de tutamıcam onları.

Bu konuları açtıklarında, ölümden bahsettiklerinde onları rahatlatmak gerekiyor onlar kendilerini rahatlatamıyor çünkü. Hepimiz ölecez, cennete gidecez vs. gibi şeyler onları rahatlatmak yerine daha çok zihinlerinde uğraşmalarına sebep oluyor. Onun yerine sarılmak, burda olduğunu hissettirmek, ölümün de bir hal olduğunu ama bu halin artık birşey hissetmeyen acı çekmeyen bir hal olduğunu söylemek lazım. Uyuyor gibi demeyelim, bazen bu örnekler çocuğu uyumak gibi doğal şeylerden de korkutur. Onun temelde duymak istediği şuan güvende miyim ve sen beni korucak mısındır. Bazen ebeveynler çocuklarına karşı çok ‘dürüst’ olmak istiyor ve hayır, ben de ölecem bilemiyorum heran olabilir, diyorlar. Bu da yanan ateşe benzin dökmeye benziyor. Çocuk şimdi bir de o ne zaman ölecek diye düşünüyor. Çocuğu rahatlatmak lazım, uzunca yıllar yanında olacam deyiverin. Bu yalan değil temenni. Zaten ölüm (kayıp) kişinin başına geldiğinde o sürece otomatik olarak giriyor, duygularını yaşıyor. Burda anlatmaya çalıştığım ise o şey başa gelmeden sürekli olarak korkutması ve kişinin günlük yaşamda tadını kaçırması. Yoksa ölümden uzak kalmak gibi bir iddia zaten olamaz. O hep var, var olacak sadece olacağı zamana kadar yolumuza daha sakin ve daha huzurlu devam edebilmek.

Umarım birilerine iyi gelir, sorularını yanıtlar. Yağmurlu havalar bazen böyle bir his de veriyor insana bazen de kendine daha çok yaklaştırıyor o gereksiz kalabalıklardan uzaklaştırıyor. Belki de amaç budur kendinle kal, çok bir yere gitme, kendini dinle, kendi ritmini bul. İyi gelmesi niyetiyle…

Exit mobile version