Site icon Gülbahar MENEVŞE Blog

Gösteriyorsa görmüyordur!

Artık her güne gösterecek birşey mutlaka oluyor sosyal medya hayatımıza girdiğinden beri. Bazılarını gerekli bazılarını gereksiz görsem de bu benim fikrim ve kimsenin yaptığını etkilemez. Düşünüyorum bende olanı ya da olmayanı benim görüyor olmam yetmez mi, illa birilerinin görmesi mi gerekiyor diye. Bazen özellikle görmesini istemediğim koşullar oluyor birinin kaybı olduğunda. Canını yakmak istemiyorum. Aaaa o kadar da değil yani o onun problemi diyenleri de es geçmiyorum evet o onun problemi ama ben bu problemi bilirken , şahit olmuşken onun gözüne parmağımı sokamıyorum. Tabiki kendimde olanı kutlarım, sükrederim, teşekkür ederim o şeyi bana verene ama birilerine göstermek, göstermek üzerinden motive olmak biraz farklı bir mevzu. Bunu hep derim çocukken annem bize dışarda birşey yedirmezdi, ekmek arası bile olsa evde yiyin olan var olmayan var derdi. Bu noktada bir diğerine karşı daha hassas büyüdük. Diğerini de gördük, neye ihtiyaci olduğunu vs. Ama bir yandan da böyle yetişmeyen bir sürü kişiyle aynı dunyadayız. Birinde olan , birilerinin gözüne sokmaya çalıstığı şeyleri gerçek manada gören kisileri çok etkilemez bunun farkındayım. Görmek hem içe hem dışa dönük bir eylemdir. Kişi görürken gördüğünün dışarıda olduğunu bilirken kendi içine düşen kısmı da süzgeçten geçirir. Kendini de görür diğerini görürken. Ama göstermek sadece dışa dönük bir eylemdir, bende ne olduğu önemli değil yeterki onun gördüğü iyi olsun, o beni şöyle görsün, şöyle sansın, şöyle hissetsin. Hep bir diğerinin duygusu , düşünceleri merkeze gelir ama dışarda yemek yememe örneğinde olan bir diğerinin hassasiyetlerini görüp ona zarar vermeme şeklinde değil, tam tersi benim ekmeğimi görsünler, içindeki şeyleri de görsünler, nasıl da yediğimi görsünler, ne kadar iştahlı yediğimi de görsünler şeklinde bir diğerine odaklanma hâlidir.  O şartlarda o ekmek kendine zehirdir ama görmüyordur. Şimdi bunu yazarken aklıma Hz. İsa’nın ‘ bilmiyorlar(görmüyorlar)  ‘ deyişi geldi. Evet görmüyor, kendilerini, kendi gerçek ihtiyaçlarını görmüyorlar bir diğeriyle o kadar meşguller ki kendilerini gerçek anlamda görmüyorlar.

Neyse bu kadar dini bilgiler verdikten sonra(😁) demem o ki hayatta birçok şey bize verilir, verilmez, alırız, elimizden alınır. Bunların hepsi gelip geçici ve o süreçte de kıymetli şeyler. Ama o kadar da değil. Oralara o kadar takılıp kalmak yaşamın ritmine uyan birşey değil, hayat devam ediyor, o zaman sana iyi gelen şimdi gelmiyordur, o zaman sana dünyayı zindan edenin şimdi esamesi okunmuyordur. Herşey bir süre eslik edip gidiyor. Evet bazı şeyler hayatımızda eksik, bazı şeyler fazla.  Bütün olarak baktığında sende olandan çok daha fazla olan  sende olmayan seni bu hale getirdi. Dolayısıyla eksik olanı nasıl gördüğün kıymetli.

Son olarak neye sahip olduğumuzu düşünürsek düşünelim bu bizimle ilgili değil, bizi seven birinin olması, bizi destekleyen birinin olması, bizi koruyan birinin olması ya da olmaması bizim kiymetimizle, değerimizle ilgili değil. Tam tersi onun veren ya da vermeyenle ilgili. O yüzden kendimize ve olaylara biraz dışardan bakıp kişiselleştirmeden anlamaya çalışalım. Belki bir dikili ağacımız yok ama bizim için küçük bir fidan yetiştirmeye çalışan sevenlerimiz var. Belki bizimle eğlenen kalabalık bir grubumuz yok ama ağlarken bir bardak su verip sırtımıza dokunanımız var… Bizde olanı görmek, diğerinin göstermeye çalıştığına sırtını dönmek en güzeli. Sen kendinde olan şeyleri gör, gerçek manada kıymetli olanlar sende  olanlar. Bende olan değerli, sende olanın benim gözümde bir değeri yok senin için olabilir. Benim için de değerli hale getirmene izin vermem seni görmeyerek 😉 

Exit mobile version