Site icon Gülbahar MENEVŞE Blog

Hepsinden birine doğru

Hepsinden birine doğru

Uzun zamandır yazmak istediğim bir konu vardı, genelde uzun soluklu plan yapıp düşünmek yerine daha çok sürecin kendi içinde aktığı gibi hareket etmeyi kendime daha yakın buluyorum. O yüzden yazdıklarımı da çok önceden düşünüp planlamıyorum , o an bir şey geçmişte aklıma gelen başka bir şeyle birleşiyor ve ortaya çıkıyor yazma süreci. Evet çok dağıtmadan asıl konuya geleyim. Yaklaşık 30 yıldır hep yapacağım şeyleri bir sıraya koyarım, listeler oluşturur onları da yaparım. Yapıyorum. Bazı şeyler değişmiyor. Bu alışkanlığımın çok da ekmeğini yedim. Çok işime yaradı, bir sürü şeyi tamamlamamı sağladı. Gün sonunda yazdığım şeylerin yüzde doksanını yapmış oluyordum. Çoğu kişiye de önerdiğim bir yöntem olmakla birlikte saat konusunda ve sıralama konusunda hep esnek bir şekilde uyguladım. Sınırlayıcı şeyler rahatsız ediyor. Ben o şeyi bugün yapacam ama neyi ne sırada yapacağım bana kalmış oluyor. Gel zaman git zaman yapılacaklar hiç bitmiyor aksine liste uzadıkça uzuyor. Yaptığım onca şey varken yapamadığım bir sürü şey dikkatimi almaya ve beni yormaya devam ediyor. Bu böyle olmayacak dedim. Artık enerjim daha sınırlı, sadece yaştan dolayı değil, enerjimi verdiğim çok şey olduğu için. Eskiden sadece kendim varken şuan kendim sadece yapbozun bir parçası gibi. Çok emek çok enerji isteyen şey var. Hal böyle olunca yapılacaklar da çok oluyor. İnsan bir şeyi tamamladıkça mutlu ve dingin olurken bende bu duygu bir sonraki yapmam gerekenin stresi altında ezilip gidiyordu. Bir süre sonra farklı bir yola geçtim. Bu kez yapacaklarımı değil yaptıklarımı yazdım. Uyandığım andan itibaren başladım. Bazen kendimi afferin kız bu kadar kısa sürede ne kadar çok şey hallettin deyip sırtımı sıvazlarken buluyorum : ) İnsanız, zaten sistemimiz olmayana, boş olana daha bir yöneliyor. Nerde eksiğimiz varsa orayı deşip duruyoruz, hal böyle olunca yapılacaklar listesi de mevcut eksik ve yetersiz hissetme halime tuz biber oluyordu. Şimdi ise daha rahatım. Eskiden yazdıklarımın hepsini yapmadan bir şey yapmış saymıyordum kendimi. Şimdi ise parçalara bölüyorum, parça parça yapıyorum. Eskiden bir evi temizleyip toparlamam birkaç saatimi alırken şimdi günlerimi alıyor. Bazen her gün bir parçasını yapıyorum. Bu tembellik değil aksine yaşamımın zenginliğiyle alakalı. Enerji vermem gereken şeyler çok . Daha az daha çok olmaya başladı . Bu arada  bir şey yapmadan duramamak sinir sitemimizin çok erken yaşlarda maruz kaldığı yaşantıların etkisiyle olabiliyor. O bambaşka bir yazının konusu burada ona girmicem. Yine düzen içinde olmak, her şeyi bir plan dahilinde yapmak da öyle.

Bunları niye yazdım, bazen günlük koşturmaca içinde hiç oturmamakla sürekli oturma modunda kalmak arasında mekik dokuyan bir sürü kişi var. Ya nefes almayı unutacak kadar hareket ediyor ya da ayağa kalkacak enerjiyi bulamayacak kadar bir şeyleri erteliyor. Her iki uç da sıkıntılı. Dengede olan her ikisini de içermeli. Bazen hareket edip bazen durmalı. Bazen bir şeyi tamamladıktan sonra bir mola vermeli. Bazen bir sepet çamaşırı serdikten sonra beş dakika dinlenmeli. Tabi bu bize kalmış. Neyi ne kadar yapmak istiyorsak. Eskilerin biz sözü var hızlı koşan atın … seyrek düşer diye. Boşuna dememişler bazen hızlı olmak, her şeyi çokça yapmak etki bakımından beklenen faydayı vermiyor olabilir. Hala elim yapılacaklara gidiyor. Sonra hemen yanına yaptığım bir şeyi yazıyorum ve kendimi dengeliyorum. Bazen hiçbir şey yapmadığımızı hissettiğimizde bile yaptığımız çokça şey oluyor. Bazen de yapmayalım bazen de az yapalım. Bu yöntem bana sakinlik ve tatminlik getirdi. Aklım yapacaklarımda değil artık. Sonuçta sınırlı bir hayatta sınırsız şeylere zaten yetemeyiz. İzlemediğimiz bir sürü film olacak, okuyamadığımız bir sürü kitap, dinleyemediğimiz bir sürü şarkı, gidemediğimiz bir sürü yol. Sanırım bunu ne kadar erken kabul edip kendi yolumuza bakarsak o kadar erken huzur bulacaz. Bulmamız niyetiyle…

Exit mobile version