Yapay tatlar üzerine

Son birkaç aydır dışardan yediğim bazı yiyeceklerin tadı bana garip gelmeye başladı, önceleri bende bir sorun olabilir ağız tadım yoktur diye düşündüm, sonra fark ettim ki aslında yiyeceklerin tadı gerçek değil. Şöyle anlatayım evde gerçek sütten sütlü kahve içtiyseniz dışardaki garip gelmeye başlıyor. Ya da gerçek şekerle, tereyağıyla karemel yapıp yediyseniz dışardakinin o yapay tadı gelmeye başlıyor. Çocukken dışardan aldığımız ya da alabildigimiz şeyler çok sınırlıydı ve çok güzel geliyordu. Büyüdükçe, para kazandıkça alım gücü arttıkça daha çok şeye maruz kaldık çoğu kendi seçimimizle. Hatta o kadar kolay ve güzeldi ki uğraşmaya gerek olmadan hemen o hazzı yaşıyordun. Gel zaman git zaman yaş alıp olgunlaştıkça, kendinle ve doğaya daha çok yaklaştıkça o yapay tatlar rahatsız etmeye başladı. Gerçeğini yediğin bir şeyin sahtesini hemen anlıyorsun sonuçta. Tatlarda olan bu sadelesme ihtiyacı diğer şeylere de yansıdı. İçimize aldığımız her şeyde bir noktadan sonra aynı hassasiyeti göstermeye başlıyoruz. Eğer kiminle ne konuştuğuna çok dikkat etmiyorsan, sırf yalnız kalmamak için rahat hissetmediğin ortamlarda takılıyorsan aynı şekilde yediğin şeylerde de çok seçici olmuyorsun. Son 10 yılım bu konuda sadelesme ve öze dönme biçiminde geçti ve geçiyor. Katı değilim bu konuda şunu yemem bunu yemem diyecek kadar uçları sevmiyorum . Çocuklarıma da şunu asla yedirmem demedim tadına baksınlar ama gerçeğine daha çok maruz kalsınlar ki ayrımı görebilsinler. Eskiden böyle yiyecekler beni görünürde hiç rahatsız etmezdi aksine çok severek yerdim. Aslında başka belirtilerim varmış ama onlarla o yiyecekler arasında bağlantı kuracak kadar bilgim yokmuş. İnsan bir kere öğrenmeye ve bilmeye başlayınca bilmiyormuş gibi davranmıyor. Artık yapay yiyecekler ve dolayısıyla tatlar beni rahatsız ediyor. Yerken hiç o keyfi vermiyor. Evde yapılan elmalı ve cevizli keki tercih ederim mesela. Arınma başladıkça istemesen de uzaklaşıyorsun. Aynı şey yapay insanlar için de geçerli. Aynı hissiyatı veriyor ilişki insana. Rahatsız edici yapay bir tat. Çok cafcaflı ama gerçek değil. O yüzden gereksiz ilişkilerden de uzaklaşıyorsun. Derin, gerçek, kendin olabildiğin kişilerle temasa devam ediyorsun, diğerlerini çıkarıyorsun hayatından. Nerde bir kalabalık nerde bir yüksek ses varsa bilinki orda gerçek şeyler yok. Gerçek ve derin şeyler daha sessizdir. Daha az ses yapar. Daha huzurludur. Kendini duymana izin verir. 

Yemekle ilişkimiz insanlarla ilişkimizden çok farklı değildir. Eş zamanlı gider her ikisi de. Sürekli dışarda yiyip dışarda kalabalıklarla zaman geçirdiğinde kendi sesini duymaz olursun. Halbuki bu bizim doğamıza aykırı. Ara sıra olabilir ama süreklilik sıkıntılı. 

Eğer huzur istiyorsak bu dediklerimle başlanabilir, ama ben huzurdan ziyade öne çıkmak, havalı olmak ve görülmek, fark edilmek, yalnız kalmamak, bir gruba ait olmak istiyorum diyorsan diğer şeyleri yapmaya devam edebilirsin. Burda ne istediğimiz önemli. Hayatında istediğin şeylere göre seçimler yaparsın. 

Kendi yemeğini yapmak, kendi tatlını yapmak bir yaratım sürecidir. Bu bile başlı başına kendine yaptığın bir bakımdır. Kendimize iyi bakmamız niyetiyle…

2 thoughts on “Yapay tatlar üzerine

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!