Site icon Gülbahar MENEVŞE Blog

Hasta bakan…

Hasta olmak;  iyilik halinin bozulması, dengenin sarsılması, birşeylerin alt üst olması şeklinde tarif edilebilir. Geçiçi ve kalıcı olmak üzere kategorize edilebilir bir durumdur. Bazı hastalıklar uzun süreli ve sonu yıkama doğru gider. Genelde uzun soluklu ve yıkıma giden durumlarda hasta olan kişiye mutlaka destek olan birileri olmalıdır. Genelde de olur. Bazen aile bireyleri kendileri yapar bu bakım ve destek işini bazen de dışardan aldıkları destekle götürürler. Her şekilde zor bir süreçtir hem hasta hem de ona bakım veren için.  Konu çok geniş ve derin, kimin hasta olduğu, yaşının ve aile bireyleriyle ilişkisinin ne olduğu, hasta olan kişinin kişilik özellikleri, içinde bulunduğu koşullar ve sayamadığım daha birçok faktör bu süreci etkiler. Bugün konuyu daraltıp daha rahat ilerlemek adına yaşlı ve hasta olan ebeveyne bakımı anlatmak istiyorum.

İnsan doğası gereği ileri giderken bir noktada ileride olanlar gerilemeye başlar. Bebekken bakım alan büyüyen kişi, ileri aşamada kendi ebeveyn olduğunda hem kendi çocuklarına hem de ona bir zamanlar bakım veren ebeveynlerine  bakım verebilir. Her zaman bu böyle olacak diye bir durum yok, ancak bazı yıkıcı rahatsızlıklarda ( ağır zihinsel engel, alzehimer vs. rahatsızlıklar…) durum kaçınılmazdır. Birilerinin o kişinin bakımına destek olması gerekir. İdeal olanı sorumlu olan kişilerin aralarında iş dağılımı yapmasıdır, bazen bu maddi destek bazen zihinsel destek şeklinde olur. Bizim ülkemizde genelde bu kız çocuklarına verilmiş bir görevdir. Hatta öyle ki kızı olmayana bir kız yap ilerde sana baksın, derler. Dolayısıyla daha doğmamış bebeklerin bile zihinlerine bu kodlanmıştır. Bir kişi üzerinden ve kişinin cinsiyeti üzerinden böyle bir yük verilmesi, yük verilen açısından çok zordur.

Böyle bir hastalığı olan bireye en az birkaç kişi el ele vererek bakmalıdır. Eğer tek kişiye kalıyorsa, o bakımı yapan kişinin gerçekten hasta olması kaçınılmazdır. Genelde de o tek kişiler bizlere gelir, o kadar ağır yükün altında çıkış yolu bulamayarak. İnsanın yükü ağırdır, bu ne dinle ne insanlık değerleriyle ne hayata bakış açısıyla üstünden gelinecek bir durum değildir. Kişi gerçek anlamda bu yükün altında çatlar, inandığı hiçbir dayanak ona devam etme gücü veremez. Yedi gün yirmi dört saat süren, temel insani ihtiyaçlarını bile (uyku, yemek, banyo vs.) yeterince karşılayamayan biri yok olur, yavaş yavaş.

Geçenlerde gördüğüm 60lı yaşlarda bir danışan da aynen böyleydi, 80li yaşlarındaki alzeheimer olan annesine tek başın bakıyor, bir yandan kendi çocuklarına destek olmaya çalışıyor ve kimseden destek almadığı gibi zaman zaman ortaya çıkan kısmen öfke, patlama duyguları karşısında kendisini suçlu hissediyordu, ben kötü bir evlat mıyım, annem bize baktı gık demeden ben niye bu kadar güzel koşullarda ona bakmakta zorlanıyorum, diyerek.

Halbuki yükü çok ağır, bir insanın taşıyabileceğinin çok üstünde, kaldı ki kendi de bir kanser tedavisi görüyor halihazırda. Burada durup bir düşünmek lazım. Burada o tek kişilere sesleniyorum, her şeyin altına tek başına girenlere. Siz bırakmadıkça kimse gelip o yükün ucundan tutmayacak, bir şeyleri kendi koşullarınıza göre siz şekillendireceksiniz. Bazen bakıcı desteği almak, bazen iki kardeş arasında bakımı paylaşmak vs. Ama paylaşılacak, bu tek başına yapılacak bir iş değil, bakım vereni hasta eden bir süreç yerine bakım verene güç katacak bir şey olmalı.

Lafın bu kısmı da kaçanlar için, ama ben çok yoğunum, ama benim kendi sorumluluklarım var diyenlere. Bekleyin, o kaçındığınız şeyler kat kat fazlasıyla karşınıza gelecek, dağ gibi büyüyerek. Ne demiş Mevlana, Ne ektin de ektiğini biçmedin. O yüzden elinizi taşın altına koymalısınız koymadığınız o taş, bir süre sonra başınıza gelecektir. Yoğun olman, o kişiye öfkeli olman vs. Onun yükünü bir diğerinin üzerine vermeni gerektirmez. Gerekirse maddi gücünü kullanır diğer kişiye destek olursun. Bu da insanların çoğunda çokça var, çocukken bana kötü davrandı(ciddi istismarları dışında tutuyorum) o yüzden yapmak istemiyorum derken, diğeri de aynı sürecin içinden geçmiştir. Burada tek başına bıraktığın ( zarar verdiğin) hasta değil hastaya bakımı veren kişidir, genelde de bu diğer bir kardeş olur.

Neyse çok uzatmadan tek olanlara diyorum ki kendinize bakım verin, bunu talep edin, gerekirse bağırın çağırın, birilerine yükünüze el atmalarını söyleyin, yoksa çatlarsınız, gerçekten !!!

 

 

 

Exit mobile version