
Uzun yağmurlu günlerden sonra nihayet Adana’da güneşli, ılık bir gün var bugün. Bu havanın şerefine biraz hava alayım dedim, yürürken bir araba arkası yazısı ilgimi çekti. Diyorki, küçükken ne olacağımı hep merak ederdim, aklıma hiç ziyan olacağım gelmezdi. Düşününce biraz benim içimde de birşeyler uyandırdı bu yazı. Hepimizin çocukken hayalleri, umutları, kurtarıcıya olan sarsılmaz güveni vardı , büyüdükçe azaldı sanki, ayaklarımız daha bir sert çarpar oldu. Gerçekle yüzleştik, çocukluğun o koruyucu kalkanları artık işlevlerini yerine getiremez oldu. Çocukken ölüm çok korkutucu ve bir o kadar uzaktı eğer çok yakınını çok erken kaybetmediysen ya da başına ciddi olaylar, kayıplar gelmediyse daha mutlu, oyun oynayan bir çocukluk vardı. Şimdi daha çok soğuk duş etkisine benzer etkiler hissediyoruz. Sadece hayat kötüye gittiği için değil, yaşamımızın bu döneminin getirdiği gerçeklik algısının da etkisiyle. Kişinin yazıda bahsettiği ziyan olma biraz da hayalkırıklığı, biraz da hayalimizde olan bize yaklaşamama hali gibi. Yoksa ziyan olmak öyle basit birşey değil. Gerçekten ziyan olan hayatlar var, burda yine kişinin bu ziyan olmaya nasıl anlam yüklediği de önemli. Eğer kendimizi çok önemseyip her şeyin en iyisine layık hayal ediyorsak (Ki etmeyen yoktur) ayağımıza taş değsin istemeyiz. Halbuki bazen bırakın taş değmesini o ayaklara, belki de taşların arasında uzun yıllar yürüyecek. Bu noktada hayatta neye anlam verdiğimiz çok önemli bir nokta oluyor. Bir mesleğe, bir varlığa, bir eşe, bir mevkiye, bir vatandaşlığa vs. herhangi bir şeye sahip olmak, her hangi bir kimliğin üyesi olmak bize anlamlı geliyorsa ve o şeyler olmadığında hayatımız ziyan olmuş olabilir. Yine aynı kişiler hayalini kurup olamadıkları kişilerin yasını tutmak yerine oldukları hal ile hayata tutunmaya çalışıyorlarsa bu hal çok kıymetlidir. Orda ne ziyan vardır ne boşa gitmişlik. Belki de o olabilmek için o şeylerin olmasına ya da olmamasına ihtiyacımız vardır.
Zaman zaman insan olmanın getirdiği çiğliklerle şu olabilirdi, şuna sahip olabilirdim ya da bu benim başıma niye geldi, nasıl olur bu derken kendimi bulduğum oluyor. O hal kötü bir hal, yaşayanlar bilir, kişiyi kendinden soğutur. Sonra düşünüyorum, kontrol edemiyoruz hem de hiçbir şeyi, yapabildiğimiz sadece bugünün hakkını vermek, elimizden gelen başka birşey yok. Sonra bir rahatlama geliyor, arkasından odaklanma ve huzur. Buraya bir not düşmek istiyorum, kişinin kendini geliştirmesi, büyümesi, olmayı planladığı şeylere sahip olup bunun üzerinde çalışması çok önemli. Bu kısım zaten olmalı. Burdan sonrası ise, yani emek verip çalıştığımız halde o istediğimiz şeye sahip olamayabiliriz. İşte kontrolümüz dışında olan kısım burası. Bu noktada ya yeni bir rota ya tekrar güç toplayıp aynı şeyin peşinden gitme ya da olanı kabul edip önüne bakabilme durumları çıkıyor ortaya.
Ziyan olmak başka ziyan etmek başka. Ben çoğumuzun ziyan olmaktan çok ziyan ettiğinden yanayım, nefesini , ömrünü, huzurunu, odağını, enerjisini. Olmayacak hayallerin peşinde sadece hayal kurarak geçen bir ömür. Kalkıp evinden dışarı çıkmadan dünyayı değiştirmeye kalkan bir bakış açısı. Bir konu üzerinde saatlerini harcamadan olunulan fikir sahipliği. Daha birçok konu daha eklenebilir buraya sizin hayal gücünüze bırakıyorum bu kısmı. Ziyan oldum fikrinden çıkıp neleri ziyan ediyorum aşamasına geçmek gerekiyor iç huzur ve dengeyi sağlamak açısından. Diğer türlü lanet okuyup , söylenip, hiçbir şey yapmadan, hiçbir şey üretmeden elimizde telefonlarımız her şeye fikir sahibi oluruz . Bulunduğumuz koşulların kötü olmasında hemfikiriz, içinde bulunduğumuz ortamın çok çok farkındayım. Kontrol edebildiklerime odaklanıp ne yapabilirim bakış açısından ilerliyorum. Diğeri mağdur olmanın rahatlığını da getirir, sorumluluk almazsın, niye alasınki sen ziyan olmuşsundur zaten. Sen ununu elemişsindir bundan sonra kimsenin ununu elemek derdinde de değilsindir. Demem o ki gerçekten çok erken yaşta, daha hayatının baharında yok olan bir sürü çocuk, genç güzel bir sürü insan gerçekten ziyan oldular. Allah kalanlarına sabır versin, onların arkasında bıraktıkları da öyle. Darmadağın oldular, ellerinden birşey gelmeden. Onlar için gerçekten huzur diliyorum. Çok uzatmadan yazımı sonlandırmak istiyorum, ziyan edilmemiş bir ömür niyetiyle…

Çok güzel bir yazı. Tebrik ederim Gülbahar. Ne güzel anlatmışsın 👏👏👏
Teşekkür ederim Süreyya 🙂